BOLONYA’DA NERELERİ GEZELİM?

21.jpg

İtalya’ya giden birçok turistin gözardı ettiği bir şehir burası. Resmen mücevher! 

Venedik gibi güzel kanala, Pisa’ya benzer kuleye, Floransa kadar çarpıcı bir mimariye, Napoli gibi inanılmaz yemeklere ve Roma’daki Trevi olmasa da Neptün Çeşmesi’ne sahip kendisi.

Bolonya, kalabalık ve kargaşanın ötesinde otantik İtalya’yı yaşamak için harika bir şehir. Hadi başlayalım. Öncelikle göbekteyiz. Şehrin tam ortasında!

Piazza Maggiore:

23.jpg

Bologna’nın kalbidir burası. Her daim hareketli. Yazları açık hava sineması, alışveriş için standlar kurulur. Sokak santçıları dizi dizi konumlanır. Genellikle insanların gecelerini içerek, sohbet ederek ve eğlenerek geçirdikleri, şehrin en büyük meydanıdır.

Güzel meydanda, 16. yüzyıldan kalma Neptün Çeşmesi ve San Petronio Bazilikası, Halk kütüphanesi vardır.

İpucu: Burada bir panoramik fotoğraf çekilir.

Fontana di Nettuno / Neptün Çeşmesi:

25.jpg

26.jpg

16. Yüzyıl’da Mimar Tommaso Laureti ve heykeltıraş Giambologna tarafından inşa edilen Neptün Çeşmesi, 

Büyük çeşmenin ortasında, 4 metrelik Deniz Tanrısı Neptün’ün heykeli duruyor. Bu heykel Papa Pius IV’ün onuruna inşa edildi ve Katolik Kilisesi’nin gücünü göstermeyi amaçlıyordu.  Kilise tarafından yaptırılmış olmasına rağmen, anıtın biraz riskli olduğu düşünüldü. Heykeltraş Giambologna, Neptün’ün “erkeklik” boyutunu sınırlamak zorunda kaldı, ancak “ALIN LAN SİZE” der gibi imzasını da attı. Giambologna, heykele belli bir açıdan (POPİŞKONUN SAĞ TARAFINDAN) bakarken, Tanrı’nın baş parmağını “büyük dik bir penis” oluşturacak şekilde konumlandırdı. 

San Petronio Bazilikası: 

24.jpg

36.jpg

37.jpgPiazza Maggiore’nin güneyindeki bu kilise ilk olarak 1300’lerde başlamış, ancak Roma’daki siyaset nedeniyle hiç bitmemiş. Dünyanın en büyük 5. bazilikasıdır. 

San Petronio Bazilikası’nın 22 şapelinden biri olan Cappella Bolognini, Dante’nin İlahi Komedyası’ndan esinlenen ressam Giovanni da Modena’nın ‘Cennet ve Cehennem’ adlı freskiyle Müslüman dünyasında olay yaratmıştır. Hz. Muhammed, bu freskte sağ üst köşede zebani tarafından yenen kişi olarak tasvir edilmiş. Altında “Mahomato” yazan. Bu şapele giriş ücreti 3 eurodur.

Dipnot: San Petronio Bazilikası’nın kubbelerinden birinde yer alan Ortaçağ Cehennemi (Mahomato Nell’Inferno Medievale) adlı 15. Yüzyıl yapımı freskte; Hz. Muhammed zebani tarafından yenen kişi olarak tasvir edilmiş. Ortaçağ Hristiyanlarının İslam’a bakış açısını göstermesi açısından fikir veren eser 2001’de İslam dünyasından tepki görmüş, freskin kazınması talep edilmiş. 2002 yılında ise radikal gruplarca yakılmak istenmiş.

Le Due Torre:

10.jpg

Pisa çok ünlü olabilir, ancak Bologna’nın kendine has eğik kulesi onu sollar. 12. Yüzyıl’da soylu aileler zenginlik göstergesi olarak en yüksek yapıları inşa etmek için yarışıyormuş. Bir zamanlar kentte yüzlerce kule varmış. Sayısı 200’ü bulan kulelerden günümüze 17 tane kalmış. Diğerleri ise yanlış şehir planlaması, depremler sonucu yerle bir olmuş.

Ama 2 tanesi şehrin ikonu!

Bugün en ünlüsü Garisenda ve Asinelli . 12. yüzyılda inşa edilen Torre Garisenda, Pisa’dan daha çarpıcı bir şekilde eğik durur ve Dante’nin İlahi Komedisinde bahsettiği kadar ünlüdür. 

Bir bulut geçerken, eğik olduğu yönden

Garisenda’ya bakan biri,

Nasıl ters yöne eğilmiş görürse kuleyi,

Öne eğilmesini beklerken,

Antheus da öyle göründü gözüme,

Başka bir yola sapmak geldi içimden.

Ama o, Lucifer’le Yahuda’yı yutan uçurumun dibine

İndirdi özenle;

Uzun süre eğik kalmadı,

Bir gemi direği gibi yeniden yukarı kalktı.

(Kulenin dibindeki bir plaketin üzerinde yazılı teklifi bulabilirsiniz.)

Torre Asinelli 90 metrede daha uzun ve tırmanılabilir. Giriş biletini online olarak alın. Bolonya’ya ‘La Rossa’ adını veren kırmızı çatılara kuşbakışı bakacaksınız. Asansör yok, 498 basamak olduğunu da unutma.

İpucu: Şehrin bir de batıl inancı var. Mezuniyetten önce Asinelli’ye tırmanan öğrenciler diploma alamazlarmış. 

Terrazza di San Petronio:

34.jpg

Efendim panoramik manzara için buraya çıkıyorsunuz. Bana kalırsa Asinelli’den daha iyi. 

Hem de 5 değil 3 euro! 🙂

İpucu: Biz gittiğimizde bina tadilat halindeydi. Ama bu tepeye çıkmanıza engel değil. Adamlar turistler mağdur olmasın demişler. İnşaat asansörüyle çıkıyorsunuz. Korkmayın sizden önce binlerce insan çıktı.

La Piccola Venezia:

6.jpg

Vakti zamanında Bolonya’nın altından birçok kanal akıyormuş. İpek yapımı ve buğday öğütmek için bu kanallardan akan suyun yarattığı enerji kullanılıyormuş. 

Via Piella:

Via Piella 18’de duvarda gizli bir kapak-pencere var. Burası da Venedik Penceresi olarak adlandırılıyor. Bu kapağı açtığınızda sanki Venedik’teymişcesine bir manzara çıkıyor karşınıza!

Ne yazık ki, bizim gittiğimiz zaman manzaranın tam olarak görülmesini engelleyen tadilatlar yapıyorlardı.

Basilica di Santa Stefano: 

IMG_9345.jpg

Dışarıdan sadece bir klise gibi duruyor ama içerisinde; eskiden 7 şimdilerde ise 4 bağımsız kliseyi barındırıyor. Matruşka gibi iç içe yapılar. Büyük bir bahçe, dua odaları, müze, bahçeler, anıt mezarı ve kilitli kapılarıyla orta çağ hissiyatını yaşıyorsun. Benzersiz bir eser.

Giriş ücretsiz.

İpucu: Cumartesi ve Pazar günleri önündeki meydanda bit pazarı kuruluyor. 

Biblioteca Salaborsa:

Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş ve kentin en popüler meydanı Piazza Maggiore’ye bakan devasa bir kütüphane. 

Biblioteca Salaborsa, tarihi binada yer alan modern bir mekân. Yeraltı kalıntılarını, kütüphanedeki ana odanın zemindeki şeffaf cam levhalardan görebilirsiniz. Gerçekten çok etkileyici. 

2001 yılının aralık ayında açılışı yapılan kütüphane Bolonya’nın geniş bir kültür ve sanat alanı olarak kabul edilir. Burası kütüphanenin ortaçağı yaşatan atmosferinde solunan hava ve göz kamaştıran yapının içersinde bulunan sanat eserleriyle görülmeye değer bir kültür ve sanat merkezi haline dönüştürülmüştür. Bolonya’nın tam kalbinde konumlanmış Accursio Sarayı’nın (Palazzo d’Accussio) içinde bulunan bu ihtişamlı kütüphanenin çatısının orta kısmı vitraylarla süslenmiştir.

Eğer bir gezgin iseniz, zamanınızın tadını çıkartın ama buraya da uğrayın derim. 

Anatomical Theatre:

29.jpg

30.jpg

31.jpg

Bologna’da bulunan müzeler arasında görülmeye değer bir müze de Anatomi Müzesi’dir.

Bolonya Üniversitesi, Avrupa’nın en eski okulu. (1088’de kurulmuştur) ve bugün bile, Bologna’nın kafelerinde, meydanlarında ve restoranlarında genç lisans öğrencileriyle karşılaşacaksınız.

Hızlıca bakmak için uğrayın ve avlu tavanlarındaki fresklere hayran kalın.

Okula ait en önemli yapılardan biri de Archiginnasio. Bir zamanlar kentin kütüphanesini ve anatomik tiyatrosunu barındıran üniversitenin ana binasıydı.

Anatomi amfisi olarak inşa edilen bina 1907 yılında müze olarak faaliyete geçirildi. Bu müzede balmumundan yapılmış iç organlar sergilenir.

Palazzo dell’Archiginnasio’daki Diseksiyon Masasına bakınız.

Giriş: 3 euro

MAMbo: 

Modern ve deneysel sanat eserlerini barındırıyor. İçinde kalıcı sergiler var, en önemlisi ressam Giorgio Morandi’ye adanmış, yaşam ve resim tekniğinin çeşitli aşamaları gösterilir. Görsel deneylere ayrılmış bazı odalar da vardır.

San Luca Bazilikası:

Bologna merkezine yaklaşık 3.5 km uzaklıktadır. Orta İtalya’nın en güzel dini yapılarından da biridir. 

Aziz Luca’un tapınağı, Bolonya’daki en ünlü kiliselerden biridir ve şehir merkezinin güneybatısında ormanlık tepede konumlanır.

Ziyaret etmenin en iyi yolu, revaklarla kaplı çarşı boyunca yürümek. 666 adet kemer yolu (yaklaşık 3,8 km) hat boyunca uzanır. (Yanınıza su alın, bana da küfür etmeyin rica ediyorum. 🙂 Çıkıp çıkmamak size kalmış.)

Kilise, Meryem Ana’nın siyah simgesi ile ünlüdür, Aziz Luca tarafından boyandığı ve 12. Yüzyıl’da Orta Doğu’dan Bolonya’ya getirildiği söylenir. Kilisenin iç muhteşemdir ve ziyaret edebileceğiniz güzel bahçelere sahip.

İpucu: Dönüşte, kırmızı turist San Luca ekspres otobüsüne binerek daha kolay bir rotaya gidin. Sizi ana meydan Piazza Maggiore’ye geri bırakacak.

Galleria Cavour:

18.jpg

Şehrin ünlü alışveriş merkezi. Markaların hepsi lüks. Chanel, Prada, Armani, Tesla..

Pardon ya tuvalet var mıydı? diye bakınıp çıkıyoruz 😀 xdxdxd

Reklamlar