HATAY ve ANTAKYA’DA NERELERİ GEZELİM?

H4.png

Eski Antakya: Taş duvarlı yapılara ağzım açık aval aval baka baka geçiyorum. Eski Fransız tarzı evleriyle tarihin tam içindeyim.

Antakya’da en sevdiğim şeylerden biri de öyle başıboş, labirent gibi taştan dar sokaklarında gezintiye çıkmaktı. Kaybolduğumuz, oteli dönüp dönüp aradığımız da oldu tabii 🙂 Antakya sana dair hatırladığım tek kötü anım yok…

Buram buram tarih kokan sokaklarında yürüyüşe çıkın. Hem gündüz hem de gece…Dar sokaklarda gece gezmek mi? Issız olmaz mı diye bir düşünebilirsiniz. Bana güvenin gönül rahatlığıyla gezebilirsiniz. 🙂

Kilise, havra, camiinin bir arada durduğu medeniyetler şehri. Bu halkın birbirine duyduğu saygı şapka çıkartacak cinsten…

Antakya Arkeoloji Müzesi: Mutlaka ve mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de burası. Bu sebeple yarım gününüzü buraya ayırmaya çalışın. Hatay’da ne kadar kalmalı diyorsunuz ya, ona göre ayarlayın. 🙂 Ben doya doya gezemediğim için gerçekten üzgünüm ve bir daha gittiğimde Hatay’da tam 3 gün gezmek ve yemek için yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Sergilenen mozaiklerin büyüklüğü, sayısı ve kalitesi bakımından dünyanın en zengin 2. mozaik koleksiyonuna sahip. Sikke koleksiyonu bakımından da dünyanın 3. büyük müzesi. Müzede Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinden eserler dışında Harbiye, Antakya, İskenderun buluntuları da sergilenmekte.

H31.pngAsi Nehri: Hatay’ın sembollerinden biridir. Akış yönü olarak ters yöne akan tek nehirdir. Ülkemizin dışında doğup da ülkemiz topraklarından denize dökülen en önemli nehirlerden biridir.

H9.pngLübnan topraklarında bulunan Beka vadisinin doğu kısımlarından doğan ve Suriye sınırından geçerek Akdeniz’e dökülen Hatay’ın önemli sembollerinden biri.

H78.png

Habibi Neccar Camii: Anadolu inşa edilen ilk camii Habibi Neccar Camii. Adını, milattan sonra 40’lı yıllarda yaşamış Hz. İsa’nın elçilerine inanan Hristiyan bir marangozdan almış.

H77.png

Habibi Neccar ve Hz. İsa’nın 2 havarisinin mezarının bulunduğu Yasin suresinin 14. ayetinde de anlatılan önemli bir camiidir.

H1.png

St. Pierre kilisesi: Şahane, çok güzel, çok özel mutlaka gör ama burası bir kilise burası bir müze değil! Tek göz mağara oyması bir oda.

H28.png

H19.pngTünelleri gezmeniz de yasak ve giriş için biçtikleri ücret 20 TL! 20 20 20 20 20 20 YİRMİ LİRA YİRMİİİİ!!!

Valla tepki dahi veremiyorum yani. Umarım müze kartınız vardır yani neyse ben susuyorum ve başlıyorum. Adını İsa’nın havarisi Aziz Petrus St. Pierre’den almış. İlk dini toplantının yapıldığı, ilk Hristiyan adının verildiği yer. Bu özelliği nedeniyle Papa 6. Paul’un Hristiyanlar için Haç mekanı ilan ettiği önemli bir kilise.

H67.png

Ulu Camii: Antakya merkezinde Hatay’ın çarşısının tam ortasında bulunan 16. Yüzyıl eseri olan, bakımlı bir camii. Zaten muhakkak önünden geçeceksiniz. 🙂

H66.png

Uzun Çarşı: Bizim kapalı çarşının kaç katı oluyor burası Noyancım. Valla git git bitmiyor. Oraya gir şuraya dön aa bura da varmış, dur şu avludan da geçelim derken yarım saat olmuş. Baharattır, kuru dolmadır, taze dağ kekiği, nar ekşisi, künefe peyniri, Hatay peyniri derkeeen koca bir alışveriş paketiyle çıkmanız muhtemeldir. AA bir de burada PÖÇ Kasabı vardır efendim. Burada oturup karnınızı doyurabilirsiniz. AA durun Çınaraltı Künefe Yusuf Usta’nın Yeri de burada. Haritada ararken döne döne kafayı yiyebilirsiniz, yaklaştığınız an rica edeceğim çarşıda bir vatandaşa sorun. Yanınızdaki sevdiceğinizi illa bulacağım ben kimseye sormam diyip darlamayın olur mu? 🙂

H95.png

Kurtuluş Caddesi:  Antik Çağ’da Ortadoğu zenginlerinin alışveriş  merkezi olan, gündüzleri insanlara yetmeyince geceleri de meşaleler kullanılarak ışıklandırılınca; dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak tarihe geçen bu caddede çok efsane yapılar göreceksiniz. Aşık olup vurulduğumuz Affan Kıraathanesi de bu cadde üzerinde yer alıyor.

Titus Kaya Tüneli: Arabanız varsa hiç düşünmeden yola koyulun. Bizim hem kısıtlı vaktimiz olduğu için hem de sağanak yağmurun durmak bilmemesi sebebiyle gitme fırsatı bulamadığımız ama bir sonraki seyahatte muhakkak göreceğimiz yerler arasında. Müze kart ile girebilirsiniz. Modern aletler kullanılmadan, el emeğiyle yapılmış olması merak uyandırıyor. Giriş ücreti:8 TL

H45.pngVakıflı Köyü (Ermeni Köyü): Türkiye’nin tek ermeni köyü olarak ünlenen yeri. İlla gitmelisiniz diye bir şey diyemiyorum ama arabanız varsa ve Samandağ tarafına gidecekseniz tabii ki de görülmeli. Antakya’nın Samandağı ilçesine bağlı ve Antakya merkezden 30 dakikada ulaşabileceğiniz Ermeni vatandaşların yaşadığı şirin bir köy.  Ev yapımı likör deneyebilirsiniz.

H96.png

Hıdırbey Musa Ağacı: Buranın hikayesi varmış efendim. Eğer böyle olaylara ilginiz, merakınız varsa ziyaret edebilirsiniz. Ben özellikle gidip de görmedim ama size hikayesini bir özet geçeyim; Hz. Hızır ile Hz. Musa birlikte yola Musa Dağı’na çıkmak amacıyla yola koyulur. Yolda çok susarlar. Hz. Musa, bastonunu bu ağacın kenarına bırakır ve dereye su içmeye iner ve yola devam ederler. Hz. Musa döndüğünde; asasının, ab-ı hayat ölümsüzlük suyu sayesinde asasının yeşerdiğini görür. O günden bugüne o ağaç Musa ağacı olarak bilinir.

En yaşlı zeytin ağacı: 1574 yılında Sokullu Mehmet Paşa külliyesi yapılırken, anı olarak bırakılan bu zeytin ağacı, tek ana gövde ile başlamakta yaklaşık 1,5 metre yukarıda 3 gövdeye ayrılmaktadır. Külliyenin avlusunda bulunan 1350 yaşındaki yılda 300 kilogram zeytin veren bu ağaç, dünyanın en yaşlı ürün veren ağacı ünvanıyla Hatay’ın Payas ilçesindedir.